Sessizce kalktı.En ufak bir tıkırtı çıkarmamaya çalıştı.Çünkü çıkardığı ufak bir tıngırdama bir çığ gibi tahta kurularının yiye yiye bitiremediği ahşap koridordan bir yağ üzerinde kayarcasına etrafa dağılacaktı.adımlarını korkarak narince yere bırakıyordu.Kapının koluna astığı ceketi her ne sebeptense yere düşmüştü.Sanki ceketi çok temizdide yere düşünce kirlendiğine hayıfsandı.Ama zamanı yoktu. Kapıyı usulca yerine oturttu.Hızlı adımlarla başını kaldırmadan cadde başına kadar yürüdü.Derin bir nefesle rahatladı. Az aşşağıda bulunan çeşmenin yanına gidip yüzüne bir iki defa su çırptı.Avucunu suyla doldurup saçlarının arasına soktu.İlerleyip rerstauranlar sokağındaki lüks restaurantların önlerini koyulmuş kahvaltı masalarından birini gözüne kestirdi.Hızlı fakat dikkat çekmeyen adımlarla masanın yanına usulca sokuldu.gözüne hoş gelen iki ince dilim ekmeği ceketinin yan cebine bıraktı.Hızlı adımlarla sokaktan ayrıldı.Farkında olmadan bilinç altının ona verdiği emirlerle uzun bir vakit yürüdüğünü anladı. Aklına cebindeki ekmekler geldi.Çıkardı ve büyük bir afiyetle yedi.Karnının doyup doymadığından emin değil fakat bunu düşünecek vaktide yoktu.Büyük bir sesle ilkildi.Kapının sertçe kapandığını duydu.
Kalktı siyah tişörtünü giyindi aynada saçlarını düzeltip odaya girdi.Annesinin hazırladığı iki dilim yağlı ekmeği yiyip çayını içtikten sonra koltuğun üzerine dün akşam bıraktığı gömleğini,ceketini ve pantolonunu giyindi sonra çantasını alıp dışarı çıktı ağır adımlarla ilerledi. Dün gece gördüğünün etkisi altında kalmıştı heralde.Annesiyle babasıda çok şaşırmıştı bu sessiz haline normalde de fazla konuşmazdı fakat bu sefer hiç mi hiç konuşmadı.
Dört basamak merdiveni çıktıktan sonra otobüs durağına yöneldi.Cebinden bir sigara çıkarıp yaktı.Belkide kafasına bu kadar takması gereksizdi fakat huylanmıştı bir kere.Zaten bu tarz şeylere çok takılırdı.ofise girdi millete selam verdi masasına çantasını koyduktan sonra yakın arkadaşı Armen'in yanına gitti.Kısa bi sohbetten sonra rüyasını anlattı.Kız fazla şaşırmamıştı çünkü arada gelir anlatırdı böyle şeyler.Az biraz yorumlamaktan anlardı armen. Bir şeyler söylemeye başladı ama sonuç olarak pekte iyi şeylerden bahsetmedi. Bu sefer haddinden fazla önemsedi bunu Armen bu kadar endişeye gerek yok dedi ama yinede rüyadada olsa katil olmaya yorumlanmak az iş değildi.
üç gün boyunca hep bunu düşündü "ben insan öldüremem." deyip durdu.Haklıydıda küçüklüğünden beri el bebek gül bebek büyütülmüştü.Kırılgan yapılıydı.Ama yeri geldiğinde çoğu kazak erkekden daha sert olurdu.
Kafasına takılan bu düşünceyle debelendi durdu etrafındakilerinde dikkatini çekmeye başladı.Bir kaç kendini bilmeze konuyu açmasıyla iyice dallanıp budaklandı beyninde.Zaman geçtikçe sanki aranan bir katil psikolojisine girdi.en ufak şeylere sinirlenmeye başladı.Etrafındaki herkese rest çekmeyi abarttıkça abarttı.bu durumdan kurtulmak için hiç çabalamıyordu.
Önceden çok sevdiği pazar sabahları keyfinden artık en ufak haz duymuyordu.Onun tabiriyle yine sıkıcı bir pazar sabahına uyandı.
Kahvaltı annesi ve babası memlekette olduğu için hazır değildi hiçte niyeti yoktu.Bi kahve yaptı ve bilgisayarın başına geçti. Zaman bayağı geçmişti. Zilin sesini duydu kaltı kapıyı açtı.Sokağında oturan çocukların topu üst balkonlarına kaçmıştı. Buna haddinden fazla sinirlendi.çıkıp kendisinin almasını istedi topu onunla uğraşmaya hiç niyeti yoktu.Odasına geri döndü. Çocuk koşar adımla balkona çıktı daha önce annesiyle bu eve çaya geldileri için biliyordu evi.Balkonun kapısı açıp topu aşağıya topu fırlatmasını isteyen arkadaşlarına yolladı.Merdivenlerden üçer beşer indi kapıya geldi. kapı açılmadı bi an duraksadı ve seslendi.
-kapı açılllğğ....
Musluğu tazikle açtı tek damla kalmasını istemedi.Rüyasının gerçekleşeceğini biliyordu.garip bir duygu vardı içinde.Kahve boğazında acı bi tat bırakmıştı, kendisine buzdolabından bir koca bardak meyve suyu aldı.Bilgisayarı kapatıp televizyonu açtı ve karşısında uyuya kaldı..